| |
-
Hac ve
umrenin yerine getirilişi
açısından kadınlarla erkekler arasında bir fark yoktur.
-
Kadınlar
için erkeklerde olduğu gibi özel bir ihram kıyafeti söz konusu
değildir.
-
Elbise, baş örtüsü,
çorap, ayakkabı gibi her zaman giydikleri
kıyafetlerini
giyerler.
-
Özellikle namaz kılarken,
erkek safları
arasında
kalmayıp kadınlara ait yerlerde namaz kılarlar.
-
Adetliyken ihrama giren
veya ihrama girdikten sonra adet görmeye başlayan kadınlar, tavafın
dışında
haccın bütün menasikini yerine getirebilirler.
-
Adetliyken ihrama giren ve
ihrama girdikten sonra adetleri bitmeden
Arafat'a
çıkmak durumunda kalan hanımlar daha baştan ihrama girerken İfrad
haccına
niyet etmelidirler.
-
Neler
yapmazlar?
-
Yüzlerini örtmezler.
-
Erkeklerin yaptığı gibi
telbiye, tekbir, tehlil, salavat okurken ve
dua ederken seslerini yükseltmezler.
-
Tavafta hızlı ve çalımlı
yürüyerek
"Remel",
Sa'yda da yeşil
direkler arasında koşar adımlarla yürüyerek
"Hervele"
yapmazlar.
-
İzdiham olan yerlerde mümkün
olduğu kadar erkeklerin arasına
girmemeye özen gösterirler.
-
Adetliyken Harem-i
Şerif'e
giremezler.
-
“Hervele”, Mekke’de,
Kâbe yakınlarında bulunan Safa ve Merve arasında sa’y ederken, iki tepe
arasındaki vadiye gelindiğinde burayı süratlice geçmektir.
-
Hanefî mezhebinde
hervele yapmak sünnettir. Kâbe yakınında, iki tepe olan Safa ile Merve
arasında gidip gelmek Allah tarafından Hz. İbrahim’e (as), hac ile
birlikte öğretilen ibadetlerdendir. Bilâhare câhiliye Arapları, Safa ve
Merve’de iki tapınak uydurup, bunları İsaf ve Nâile adlı iki puta
adadılar ve onlara tapınmaya başladılar.
Araplar
Müslüman olduklarında Safa ile Merve arasında gidip gelmenin, eski hac
geleneğinin bir parçası mı, yoksa sonradan putperestler tarafından
uydurulmuş bir tapınma biçimi mi olduğu ve iki tepe arasında gidip
geldiklerinde şirke düşmüş olup olmayacakları konusunda sorular sormaya
başladılar. Bunun üzerine;
“Safa ile Merve Allah’ın nişanlarındandır. Kim Kâbe-i Muazzama’yı
hacceder veya umre yaparsa, bu iki tepeyi tavaf etmesinde bir günah
yoktur. Kim kendiliğinden bir iyilik yaparsa bilsin ki, Allah
karşılığını verir ve her şeyi bilir.” (el-Bakara, 2/158) âyeti nazil
olmuştur. (Müslim, Hac, 264)
-“Yarın buraya humma hastalığından dermanı kesilmiş ve
ondan çok ızdırap çekmiş bir kavim gelecek, dediler ve Müslümanların
seyrine bakmak için Hicr’in arkasına oturdular.
Onların hainliğinden vahyen haberdar olan Resulullah (sav),
celadetlerini müşriklere göstermeleri için, Müslümanlara tavafın ilk üç
şavtında remel
yapmalarını (kısa adımlarla canlı canlı yürümek), iki köşe arasında da
adi yürüyüşle yürümelerini emretti.
Bu hali gören müşrikler,
- Bunlar mı hummanın bitkin düşürdüğünü zannettiğiniz insanlar? Bunlar
falan ve falandan daha sağlammış! dediler.
Resulullah (sav)’ı ashabına (ra) bütün şavtlarda remel yapmalarını
emretmekten alıkoyan şey, onlara duyduğu merhametti.” (Buhari, bu
rivayette şu ilaveyi kaydeder: “Resulullah (sas) sulh anlaşması yaptığı
sene (umre için) gelince müşriklere kuvvetlerini göstermeleri için
“hızlı yürüyün!” diye emretti. Müşrikler bu sırada Kuaykıan Dağı
tarafına oturmuş seyrediyorlardı.”) (İbnu Abbas (ra) rivayeti, Buhari, Hacc 55)
|
|